Nihat Genç: Zemzem suyuyla yıkanan sarayımız

17-25 Aralık darbesini bastırıp cemaat ittifakını bozan Yeni Türkiye’nin birinci kuruluş yıldönümü halifemize İslam alemine ‘mübarek olsun’.

Yeni Türkiye’nin birinci yıldönümü yurtta ve dünyada törenlerle kutlanacak.

Yeni Türkiyemiz on yılda çok büyük işler yaptı. Yeni Türkiyemiz ‘sarayını’ inşa etti. Harf devrimini Osmanlıca’yla başlattı. Kılık kıyafet devrimi zaten yapılmıştı. Tarih devrimini Amerika’yı keşfederek başlattık. Hukuk devrimi zaten yetmez ama evet anayasasıyla başlatılmıştı. Sayıştay raporlarını meclise getirmeyerek bütçenin tekrar ‘devlet başkanımızın mahremine’ katılımını sağladık. Devlet başkanımız ‘yurttaşlığı’ redederek tekrar kul ve teba siyasetine girmiş olduk.

Velhasıl geriye uluslar arası ayak bağları kaldı ki, Avrupa’yla ipleri zaten kopartmanın eşiğindeydik, Allah’ın izniyle Suud kralları gibi sadece Obama’ya bağlı halifeliğimiz birinci seneyi devriyesine girmiş bulunmaktadır.

Bu itibarla yeni Türkiye’nin birinci yıldönümü bütün il ve ilçelerde devlet törenleri ve halkımızın katılımıyla yapılacaktır.

Törenler sarayımızın zemzem suyuyla yıkanmasıyla başlayacak.

Düşman kuvvetlerini temsilen cemaatçi polisler kortejde yerini alacak.

İslam kuvvetlerini temsilen AKP’li yandaş medya, diyanet başkanı milyon dolarlık arabasıyla ve Engin Ardıç ve troller, elleriyle satır ve sopalarla düşman kuvvetlerini şehir meydanında temsilen pataklayacak.

Yeni yazılan ‘milli marş’ önce valiler tarafından yüksek sesle okunacak: ‘Korkma sönmez tasasız endişesiz şapşallar! Halifemiz şükrolsun başımızda ırkıma yok izmihlal.’

Radyo ve TV’lerden 17 Aralık darbesini temsilen halifemiz fısıltılı hırsız sesiyle ‘ordular ilk hedefiniz Akdenizdir’ emrini verir gibi ‘Sıfırlayın’ emrini yeniden verecek. Milli kuvvetler ve Anadolu ajansı telgraf başına geçer gibi twitlerin başına geçecek.

Ve Amerika’daki İslam makarios’unun bedduası bütün TV’lerden yayınlanacak.

Ve düşman cemaat TV’lerine  AKP bayrakları dualarla çekilecek.

Ve istiklal madalyaları dağıtılacak, ancak halifemiz bir değişiklik yaparak madalya yerine saraydan odalar tahsis edilecek, ve sürpriz, ‘odalıklar’ hediye edilecek, odalıklar’ın Kanuni Sultan Süleyman’a hürmeten ‘Ukrayna’ kökenli olması tahmin ediliyor.

Ancak hangi odalar kimlere tahsis edilecek hangi odalıklar kimlerin odalarına verilecek henüz elimize geçen bir bilgi yok ancak şimdiden birçok şarkımız göze girmek için başlarını kapatan resimler çektirmeye başladı bile, halkımız haremağalığına kimin atanacağını merakla bekliyor.

Devamını oku: Nihat Genç: Zemzem suyuyla yıkanan sarayımız

Nihat Genç yazdı: Osmanlıca cehaletinin dangalak aydınlarını ifşa ediyorum

Eğitim Şurası’nda Osmanlıca Dersleri okutulması tartışıldı, şaka sandık, yüzlerce kendine aydın diyen dangalak kokuşmuş sırnaşıklıkla balıklama atladı, aşağıdaki satırları okuyun ve görün kudurmuş cehaletlerini.

Osmanlıca dersleri Cumhuriyet’in ilk günlerinden beri her okulda her Allah’ın günü yüz yıldır öğretiliyor, ve bu dersleri ortaokul lise hayatları boyunca almayan tek bir öğrenci yok, buna rağmen Osmanlıca yaygaraları almış başını gidiyor, ne diyelim bir millet işte böyle delirir.

Osmanlıca dediğimiz Arap alfabesiyle yazılır, herhalde ‘Arap alfabesini’ kastediyorlar, dedim. İyi de bu alfabe bir iki saatte olmadı bir-iki günde öğrenebilir, birkaç derste öğretilecek şeyi bir yıl boyu ya da yıllarca öğretmeyi mi düşünüyorlar, kafayı mı yediler diye düşündüm.

FAİLÜN FAİLÜN MEFAİÜLÜN

Herhalde transkripsiyondan değil Osmanlıca ‘kelime’ hazinesinden bahsediyorlar, dedim, tahayyül, muhayyile, namütenahi vs. gibi..

İyi de ortaokulun ilk günlerinden beri bu topraklarda okula gitmiş herkes bu kelimeleri ‘edebiyat dersleri’nde aldı. Hepimiz sayfalarca Divan Edebiyatı şairlerinin kelimeleriyle defterlerimizi doldurmadık mı, ne çabuk unuttunuz failün failün mefaiülünleri..

Hanginizin aklında kaldı ve büyüyüp yazar olunca niçin hiçbiriniz bu kelimeleri ‘kullanmadınız’, belki Fuzuli’nin Su Kasidesi’nden bir mısra belki Nedim’in Yürü Selvi Revanım mısrası kaldı, sadece bu şiirler de koskoca divan edebiyatı tarihinde Türkçe kelimesi en bol şiirler olduğu için..

Yani Osmanlıca kelime hazinesi ortaokul ve lise hayatınız boyunca yüzyıldır verildi mi verildi ve buna rağmen büyüyüp yazar oldunuz içinizde tek kişi bu kelimeleri halkın kullanımına dil alışkanlığına girecek şekilde kullanamadı, ta ki Tayyip iktidar oluncaya kadar..

Bu cahil sürüsüne bir çok şeyi hatırlatalım, önce geçtiğimiz yüzyıl içinde Osmanlı Tarihi’nin bütün klas baş tacı eserleri Türkçeye kazandırılmıştır, ayrıntılarıyla tarih çalışmak istiyorsanız, Türkiye’nin hemen her üniversitesinde Tarih bölümleri Osmanlıca dersleri veriyor ve on binlerce öğrenci Osmanlıca çalışıp öğreniyor.

Devamını oku: Nihat Genç yazdı: Osmanlıca cehaletinin dangalak aydınlarını ifşa ediyorum

Nihat Genç: Hayatta kalmaya değer olanlar

Artık ağızları yetmiyor yetişmiyor çok yemekten .ötlerinde diş çıkanlara ithaf olunur.

Evrim üzerine çalışan bilim adamları iki büyük tartışma başlattılar, birincisi, insanın özünde şiddet var mıdır, ikincisi, insan özünde ahlaklı mıdır?

Barışçı ve bölüşümcü bir ortamda şiddetin olmayacağı tezleri halen tartışma halinde.

İnsan özünde ahlaklı mıdır sorusuna ise hayır cevabı çoktan ağırlık kazandı, dna’lar gen’ler canlılar bakteriler hayvanlar bitkiler insanlar öz itibariyle hayatta kalabilmek için işbirlikçi ve dönektirler.

İnsan soyunun devamında ahlak en büyük tehdit, ahlaklı insanın aç, yalnız, kimsesiz ve işsiz kalacağı ortada, ahlak çoktan saf ve enayilerin dini haline geldi.

İnsan soyu ahlaksızlığa yatkın, bugün insan soyu işbirlikçiler ve dönekler sayesinde hayatta kalmayı sürdürüyor.

Bu apaçık sosyolojik bir gerçeklik, bu yüzden milyonların ahlak savaşçısı olmasını kimse bekleyemez, ahlak savaşını ancak öncü ve şövalye çok az insan göze alır.

Milletleri büyük davaları dinleri büyük felsefeleri kuran iradeler işte bu birkaç insanın kişisel savaşıdır.

Bir tarlada fare nüfusunun çok olduğunu düşünün, hepsi fırsatçı işbirlikçi ve sahtekar, ve unutmayın çok oldukları için kendileri güvenleri sağlamdır, daha az stresle çalarlar. Aynı tarlada sayıları az yılanlar için aynı şeyi söyleyemeyiz, kendilerini panikte hissedecekler.

Devamını oku: Nihat Genç: Hayatta kalmaya değer olanlar

Nihat GENÇ'i Twitter'da Takip Edin
Nihat GENÇ'i Facebook'ta Takip Edin