MHP’nin intiharı

1

Üç cumhurbaşkanı adayı, üçü de ‘siyasal özerlikten’ yana.

Hasretle(!) beklenen MHP ve CHP’nin adayı Ekmeleddin Bey dün akşam Taha Akyol’un programında, çözüm sürecine ilişkin soruya, Kuzey İrlanda örneğini verdi ve bu siyasi özerkliğin, tabii ki ‘mahremiyet’ içinde ve meclis mutabakatı sağlanarak yapılabileceği düşüncesinde olduğunu söyledi, yani dolaylı şekilde argo tabiriyle halkın anlayacağı şekilde bölünmeden yana olduğunu deklare etmiş oldu.

Ekmeleddin Bey’in de Tayyip Bey gibi bir ‘proje’ olduğu iddiasını taşıdığımızdan bizler için bu ‘siyasi bölünme’ projesi şaşırtıcı olmadı, sürpriz MHP’nin başına patladı.

Anlaşılan o ki, Tayyip’in siyasi özerkliği yani meşhur ‘sürec’i bütün kesimleri kapsamadığı için olacak bir başka alternatif oluşturulmuş, Ekmeleddin Bey’in projesi de aynı, fakat kitlesel genişliği Tayyip’den daha büyük. Çünkü çözüm sürecinde siyasi bölünmeye karşı çıkan CHP çoktandır ‘dizayn’ edildi ama asıl sorun sert çekirdek MHP’liler.

Dün akşamki canlı yayın sayesinde öğrenmiş olduk ki MHP’liler, Ekmeleddin Bey’in ‘vatan millet Sakarya bin yıllık kardeşlik’ lafları arasında, siyasi bölünmeye destek laflarıyla, kafakola alınmış oldu, kabak nihayet sonunda MHP’nin başında patladı.

Türkiye siyasetinin bu meşum ‘yakan top’u ilk defa MHP’nin elinde.

Devamını oku: MHP’nin intiharı

Yeniden hortlatılan sağcılık üzerine

1

(CHP milletvekili Süheyl Batum’u kutlarım, ilk imzayı çaktı, adayım Emine Ülke Tarhan’dır, dedi, oyun yeni başlıyor ve kartlar şimdi karılıyor, hayırlı olsun.)

Yeni büyümekte olan kuşak bizlerin ‘sağcılıktan’ neler çektiğini bilmez, birkaç detay hatırlatalım.

Çocuk her ağladığında, annesi, acıkmıştır, deyip yediriyor, çocuk ağlıyor anne yediriyor, çocuk ağlıyor anne yediriyor.

Belki çocuk başka bir şeye ağlıyor, hayır, sağ siyaset çevresini böyle kurar, kim ağlıyorsa yedirir. Belki başka bir şeye ağlıyordur diye aklından hiç geçirmez. Mesela biz niye bu kadar yiyorsunuz diye ağlıyoruz, onlar, bizim için şöyle düşünür, ‘bunların da ağzına bir şeyler tıkalım, ağlamasınlar’.

Bir örnek, bu sütunda kimi eleştirdiysem el altından bir tanıdık ‘adamı’(kurye) devreye girdi ve racona uygun imayla ‘sus parası’ teklif edildi.

Şöyle, bir masaya oturuluyor, araya kıramayacağınız yakın bir arkadaş sokulur, ne olmuş canım bir tanışalım, sonra, anlaşalım, sonra iyi niyet elçisinin profesyonel nezaketiyle birden kendini ‘pazarlık’ içinde buluyorsun. Bu ‘kirli’ pazarlıktan o masada onurunu kurtarmanın tek yolu vardır, ana avrat ve aleni küfretmek, tabii yüzyüze sıcak ilişkilerde insanın ağzını bozması kendine saygıyı bozar, ancak bir ‘racon’ masasının utancı da her an üstünde kalabilir, eleştiriyi, ilkeleri, onuru. anlatamazsın.

Soğuk Savaş yıllarından kalma şu çok bilindik fıkra her şeyi anlatır, Papa her gün dua ediyor, Tanrım bugünkü ekmeğimizi ver, diye, koka kola yöneticisi, Papa’ya teklifte bulunur, şu kadar para, şu duayı değiştirip yerine Tanrım bugünkü kolamı ver, deyiver, Papa rededer ve koka kola’nın sahibi şöyle düşünür, acaba ‘fırıncılar’ Papa’ya kaç dolar teklif etti.

Sağcılık kendi içinde bir iç sıkıntı hissettiğinde de hep ‘yiyen’ insanlar topluluğudur.

Devamını oku: Yeniden hortlatılan sağcılık üzerine

Ekmeleddin ismi sol muhalefete sığınmış ‘sağcı kafayı’ açığa çıkarttı

1

Zizek’in esprili bir sorusu vardır, bir aile bireyleri hep birbirlerinin ağzına ediyorlarmış, soru, birbirlerine kötülük olarak daha ne yapabilirler?

Tabii önce birbirinin ağzına eden ‘aile’ye bakmak lazım, Türkiye’nin 1) (kazanılmış hakları) cumhuriyet değerlerine, 2) askerine, 3) toprak bütünlüğüne, 4) direnişine, 5) milli servetine, 6) hukukuna, 7) ahlaki değerlerine. Geçtiğimiz on yıl içinde amansız bir yıpratma, çökertme, imha, yok etme savaşı açıldı.

Bu amansız savaşın tarihte eşine rastlanmadık vahşilikte bir emperyalist ve yerli işbirlikçilerinin oyunu olduğu AŞİKAR’dır ve hepimizce kesinleşmiş ortak bilgidir.

Son on yılda gerçekleştirilen bu saldırıdan canı yanan, bu saldırıyı hisseden, bu saldırıya göğsünü siper eden, tesadüfen kendini bu saldırının ortasında bulan bir çok kimse, grup, topluluk, bu dönem içinde daha önce yüzyüze tanımadıkları değişik dünyalardan gelmiş insanlarla kendilerini aynı cephede buldular.

ÖZGÜRLÜĞÜN İLK GÜNÜ SİNSİ SAĞCILARLA DİRENİŞ SAFLARI PARÇALANMAYA BAŞLADI

Anayasa Mahkemesi’nin Balyoz davasını sonuçlandıran kararıyla Ekmeleddin isminin CHP tarafından cumhurbaşkanlığına sürülmesi aynı güne denk geldi.

Saflarını, direnişi cesareti ödediği bedellerle netleştirmiş Ergenekon-Balyoz sürecinde ‘muhalif cephe’, bir anda Ekmeleddin ismiyle darmadağınık hale geldi, sebebi çok basit, ‘içimizdeki sağcılar’…

Ve daha özgürlüğün ilk günü, bu sinsi sağcılarla direniş safları parçalanmaya başladı, bence de hayırlısı olmakta.

Batılı ajanlar bizim ‘yaralarımızdan’ şehvet duyarlar, yaralarımıza ‘dokunmak’ onların fantastik arzusudur. Daha önce Türkiye’de başörtüsü sorununa dokunarak akıl almaz bir toplumsal ayrışma noktası keşfetmişler vemutluluktan yirmi yıl uçmuşlardır.

Devamını oku: Ekmeleddin ismi sol muhalefete sığınmış ‘sağcı kafayı’ açığa çıkarttı

Nihat GENÇ'i Twitter'da Takip Edin
Nihat GENÇ'i Facebook'ta Takip Edin