Nihat Genç: Kılıçdaroğlu fıkraları

1

Ankara’nın yıkılan eski meşhur Körfez lokantasına CHP Genel Merkezi diyenler vardı, ‘Parti Meclisi Yine Toplandı’ diye laf atanlar olurdu, o eski lokantanın yerinde Türk Tarih Kurumu Yayınevi açıldı. Ancak çok eski adı Washington olan şimdinin Göksu lokantası bu açığı on yıllardır fazlasıyla kapatıyor ve tabii Körfez Çalışanları’nın kurduğu ‘Kumsal’ kaç zamandır sol yelpazenin müdavimi olduğu yerler. Göksu ve Kumsal eski CHP’lilerin dolup boşandığı çekiştirmenin muhabbetin dalganın gırla gittiği yerlerdir, ama asıl önemlisi her masanın diğer masayı tanıyıp şakalaştığı yerler.  Yanisi, Göksu’da ve Kumsal’da bir masada görünmüşseniz Parti Meclisi kulisinde ve fıkralar denizinde bulursunuz kendinizi.

Sizin için sevgili okur, birkaçını toparladım.

1) Bir Yeni CHP muhalifi anlatıyor: ‘çocuğum, ninemle minibüs dolmuşa bineceğiz, nasıl yağmur yağıyor, minibüsün silecekleri hızla bir sağa bir sola… Minibüs durdu, ninem binmedi.

Niye binmedik, nine, dedim.’ –Görmedin mi uşuğum silecekleri bir sağa gidiy bir sola, ne tarafa gidecek kafamı karıştırdı…’

2) Bir Yeni CHP muhalifi. ‘Nasıl gidiyor Kurultay, dedim…’, ‘Ben kesin dönüş yaptım, artık CHP’de yokum’ dedi, peşinden:

Bir Bayburtlu Almanya’dan kesin dönüş yapmak için Alman makamlarına müracaat etmiş. Almanlar, yahu senin işin iyi gelirin iyi, niçin dönüyorsun, demiş.

Bayburtlu, valla ben ilk geldiğimde bu memlekette homoseksüellik yasaktı. On yıl önce homoseksüeller yürüyüşe geçtiler. Birkaç yıl önce de homoseksüellere yasal evlilik izni verdiler.

-Eeee?

-Homoseksüellik herkese mecbur tutulmadan, dönmek istiyorum.

CHP’de eskiden sağcılar da vardı, sonra sağcılar CHP’yle yasal evliliğe başladı. Bu ‘sağcılık’ CHP’de herkese mecbur tutulmadan, kesin dönüş yaptım…’

Devamını oku: Nihat Genç: Kılıçdaroğlu fıkraları

Nihat Genç: CHP kurultayında ‘imdat frenini’ kim çekecek

1

1) Sol, sosyalist, sosyal demokrat, komünist, anarşist. Sol’un her türü Darwin’in Tanrısı’na karşıdır, büyük balığın küçük balığı yememesi için savaşır.

İnsan türünün evrimini açıklayan doğal seçilimin en ünlü kavramı ‘bencil gen’dir. Üstün gelen baskın çıkan ‘bencil gen’ ne yavru tanır ne baba tanır ne grubunu tanır, bilimsel bir gerçeklik, kendi bencil çıkarı dışında hiçbir ahlakı dini yoktur.

Evrimin ahlakı yoktur.

Ahlak’ı vareden ‘kültürdür’.

Bu yüzden sol’un bütün şubeleri insanlık kültürünü, toplumsal kültürü, dayanışma, eşitlik, kardeşlik kültürü için mücadele verir.

Tabiatın kanununa karşı, biyolojimize karşı, insanı vareden en köklü ihtiraslara, kişisel menfaatlere tek kişinin şehvetine saltanatına karşı, yani akıntıya karşı bir savaş verirler.

İnsan denilen bencil yaratığa sosyaliteyi, toplumsallığı, eşitliği, başkası için çabalamayı benimsetmek dünyanın en zor işidir.

Şayet hepimiz sol’un bu değerleri için değil bireysel menfaatlerimiz için çalışsaydık, işimiz çok kolaydı, ve oy depolarının üstünde yüzüyor olurduk.

Kendi ağamıza kendi adamımıza oy verir, kendi akrabamıza sahip çıkar, toplum için değil, tek bir bencil gen’in çıkarına çalışır, Darwin’in evrim Tanrısının yolundan gider defalarca biz de içimizden bir çok kral padişah mutlak lider piyasaya sürerdik, ağaçların yaprakları kadar sonsuz bitmeyen oylarımız olurdu.

SAĞCILAR DARWİN'İN EVRİM TORİSİ GİBİ ÇALIŞIR

Sağcı muhafazakar dinci yapılar Darwin’in evrim teorisi gibi çalışır. Bir tarafta bir köpekbalığı diğer tarafta hamsi sürüleri.

Devamını oku: Nihat Genç: CHP kurultayında ‘imdat frenini’ kim çekecek

Şeytan kral

1

1) Şeytanın oğlu babasına ‘kral’ olmak istiyorum, bunun için neler yapmalıyım, der, baba şeytan, üç şey yapmalısın, bir, cehennem pirzolası pişirmelisin, iki, yedi yıl ahali su bulup yıkanmamalı, saçını taramamalı, tırnaklarını kesmemeli, üç, en yakın dostunun kuyruğunu ısırıp kısaltıp onu keçi yapmalısın…

Üçü de vaki oldu, işte, bir, Orta-Doğu’da yüzbinlerce insan cesedi çöllerin ortasında cehennem pirzolası gibi pişiyor, iki, işte içimizde milyonlarca Suriyeli yıkanamıyor saçlarını tarayamıyor tırnaklarını kesmiyor, üç, yola birlikte çıktıkları Pensilvanya’nın kuyruğunu ısırıp keçiye döndürdü.

Krallığın önü açılmıştır, hayırlı olsun.

2) Hırsızların kralı hırsızlıkta en üst makama çıkınca artık kazanabileceği zafer kalmamış, tutturmuş, cennete gireceğim, diye.

Cennetin kapısına kadar gelmiş. Kapıda Aziz Petrus. Aziz Petrus’a içeri girmek için yalvarmış. Aziz Petrus izin vermemiş. Hırsız ağlamış yalvarmış yaptığı iyilikleri anlatmış… Aziz Petrus acımış, içeri giremezsin, ama, kapıyı aralık bırakıyorum bu aralıktan içeri bakabilirsin.

Derken Aziz Petrus bir ara kapıdan ayrılmış. Bunu fırsat bilen hırsız cennete sızmış.

Ne görsün, altından bir koltuk, Tanrı’nın oturduğu koltuk. Şuna bir oturayım demiş. Oturmuş ki ne görsün, dünyadaki bütün sapıkları hırsızları oturduğu yerden görüyor.

Bir de ne görsün, kendi yaptığı hırsızlıkları çakallıkları da görüyor. Birden sinirlenip koltuğu kaldırıp cennetten fırlatıp atmış.

Sonra Tanrı gelmiş, benim koltuğum nerde?

Devamını oku: Şeytan kral

Nihat GENÇ'i Twitter'da Takip Edin
Nihat GENÇ'i Facebook'ta Takip Edin