Soytarı liberal köpeklere dersler

1

Her canlının yavrusu sevimlidir, ayının köpeğin, liberallerin de yavruları pek sevimli, boş bulmuşlar ekranları yalaşıp duruyorlar. İnsan, geçtiğimiz otuz senenin bu korkunç hezimetinden rezaletinden bir parça ders çıkartır, nerede? Tam tersine, soytarı liberaller ‘ürüyor’, yeni bir yavrulama mevsimine girdik, ekranlar yavru liberallerden geçilmiyor.

Ülkeyi 'hukuk'u demokrasiyi mahvetmiş ama bir ömür yalılarda oturmayı başarmış ağbilerinin ablalarının ayakaltlarında okşa beni yuvarlanmalarıyla oynaşıp duruyorlar..

Ne dediler otuz yıl, ‘değişim’, oysa kendileri ‘değişik’ tek cümle kuramadılar, ne dediler ‘ileri demokrasi’ ‘özgürlükler’, vay anam babam, ülke ortadan ikiye bölündü, hırsızlıklar, Hrant’ın, Hablemitoğlu’nun Behçet Oktaylar’ın katilleri, vahşi savaş, dolu dizgin gırla gidiyor.

‘Uygulama’, ‘pratik’, ‘deneyim’ başka şeydir. Laf kelime konuşma sallama başka şey.

Laf’a gelince sallarsın ‘değişim... ileri…’, ama uygulamak için yetenek, tecrübe bilgi ister.

Parlak laflarla bir ömür dolgun maaşlar aldınız ve sonuç, tarihlerde başka coğrafyalarda eşi benzeri görülmemiş bir devlet bir hukuk felaketi ve an itibariyle katiller ve hırsızların kankası çete arkadaşı oluverdiniz…

Biz gençken bir MHP’li tiyatrocu, Ensar Kılıç vardı, Allah rahmet eylesin, anlatıyordu, bir arkadaşı Malazgirt adında bir oyun yazmış, aklımıza geldikçe gülerdik. Oyun şöyle başlıyor:

(Sahne: Malazgirt Ovası.)(–Sağdan sahneye yüz bin kişi girer.)

Gerisini okumaya gerek var mı?

Kelimeyle ‘yüz bin’ yazmak kolay, hadi yüz bin kişiyi sahneye yerleştir..

Kelimeler fikirler kitapta gazetede çok çarpıcı parlaktır, ruhları hayalleri okşayabilir, boşluk doldurur hırsızlıkları unutturur ün şöhret sahibi de olur maaşlar da alırsınız, ama ‘uygulaması’ imkansız.

Ülkemizde liberal ve İslamcı yazarlar, kelimelerin (belagatin) kurbanı oldular.. ‘Osmanlı’ demek kolay, ya uygulaması, işte Suriye’de El Kaide’ye sarin gazı verip müslümanı müslümana öldürtüyorsun, şimdi her mevsim bu vahşeti dahi savunan yumuş yumuş yavrular doğuyor çoğalıyor ekranlara.

Liberaller, vesayet, ileri demokrasi, diyor, sonuç, işte devletin hukuk’un hali.

Devamını oku: Soytarı liberal köpeklere dersler

Dokunan Yanıyor.. Fethullah Gülen'in bedduası Sarıgül'ü çarptı

1

1) Fethullah Gülen’in bedduası sehven (yanlışlıkla) Sarıgül’e gitti. O beddua videosuna baktım, o bedduanın açı ayarı yanlıştı, havaya doğru üfürdü, biz de bu toprağın çocuğuyuz bolca üfürükçü gördük, hepsi cemaatin baş surat ayarına göre üfürüyordu. Cemaatten eskiden tanıdığım yazar arkadaşlar var, telefonla aradım, bak kardeşim, bu bedduanın açı ayarları yanlış, gerçi siz topçuları Balyoz’da içeri tıktınız ama, gidin onlardan ders alın, çünkü, topçular iyi bilir, ancak topçular da kısa mesafede çalışır, Pensilvalya’dan salladığına göre, beddua uzun menzilli kıtalararası, FBI’dan destek almalıydı. Çünkü bu kıtalararası füzelerde ciddi sorun vardır, bir küçük hesap hatası füzeyi yörüngeye oturtabilir, ve artık kimin başına gelirse.

Fethullah Gülen’in beddua videosuna iyi bakın, havaya salladı, benim de kanaatim odur, beddua yörüngeye oturdu ve sonra felaketi gördünüz, Sarıgül’ün başına indi.

Ülkemizde bir ‘kehanet’ artık beden buldu, kehanet: cemaat kime dokunduysa o yanıyor, bu kural değişmedi ve Bermuda Şeytan Üçgeni efsanesi gibi zihinlerimize kazıldı, şimdi CHP ve başkanının tek işi, eline yüzünü bulaşmış gözlerini yakmış bu zehirli balıktan nasıl kurtulacağını nasıl açıklayacağını neler uyduracağını kara kara düşünmek.

CHP cemaat ilişkisi öyle böyle manyakça bir ittifak değil resmen insan aklına düzenlenmiş bir gerilla baskını.

Bu seçimlerin hiç mi iyi sonucu yok, olmaz olur mu, halkımız Cumhuriyet’in en köklü partisini cemaat belasından korudu işte, bundan büyük ‘hayır mı’ olur.

Devamını oku: Dokunan Yanıyor.. Fethullah Gülen'in bedduası Sarıgül'ü çarptı

Sandık Hamam Olmuş

1

Hayatları ‘pozitivizme’ karşı yazı yazmakla geçti, hatta ‘Kemalizm’i en çok da pozitivist olmakla eleştirdiler, bu şu demek, her şey görünür tartılır sayılır ölçeklerle değildir asıl gerçekler derunidir hikmetdir manevidir sayılamaz tutulamaz, anlamında.

Beyefendi hırsızlıklar karşısında bir vicdan takdim etmemiş, 14 yaşında çocuklar öldürülürken bir vicdan hiç oluşturmamış, Müslümanı Suriye’de Müslümana kırdırırken bir vicdan oluşturmamış… mamış mımış, ancak sandık AKP lehine çıkınca, o hiçbir yerlerinde bulamadıkları vicdanı nihayet sandıkta bulmuşlar.

Beyefendi, sandık, demokrasinin ‘sayılarla’ ifade edildiği yerdir, tam da ‘rakamdır’, tam da matematiktir, tam da toplama çıkarmadır, pozitivizm dediğimiz şey tam da budur.

Batı demokrasisinin insan hakları, fikir özgürlüğü, eşitlik, bölüşüm gibi binbir türlü bütün değerlerini yok sayacaksın, hatta bilimi fenni sosyolojik gerçekleri hayatınız boyunca yok sayacaksınız, ancak yine batı’dan gelen demokrasinin, sayıldığı tartıldığı ölçeklendirildiği sadece sandık’a tapınacaksınız. Sayılar’a tapmak Allah’a şirk koşmak değil midir, hayrola iş sandık oy sayısına gelince birden pozitivist kesildiniz?

Vicdanın yerini değiştirmeyin, her şeyi kirlettiniz yok saydınız dalganızı geçtiniz, hiç değilse vicdan popülist kışkırtıcısı kavram kargaşanıza kurban gitmesin, geçelim.

Belki milyon kez yazılıp çizilip manşetlere taşındı, şu bir mankenimizin, benim oyumla bir çobanın oyu bir mi, diye. Halkı küçümsüyor aşağılıyor diye ne çok köşe yazdınız, bu köşelerden maaşlar da alıyorsunuz tabii. Ancak küçük bir şey unuttunuz, bu sözü bu topraklarda ilk söyleyen, şu çok çok sevip yere göğe koyamadığınız Necip Fazıl Kısakürek’tir, 69, 70’li yıllarda rapor’larında söylemiştir.

Necip Fazıl’ın her satırını ezberlemiş bu insanların bu sözün gerçekte Necip Fazıl’a ait olduğunu bilmemeleri mümkün değil.

Devamını oku: Sandık Hamam Olmuş

Nihat GENÇ'i Twitter'da Takip Edin
Nihat GENÇ'i Facebook'ta Takip Edin