Nihat GENÇ Ofli Hoca Kitabını Yorumladı

1 Kullanıcı Oyu:  / 2
En KötüEn İyi 
Facebook'ta Paylas!

Ofli hoca adlı mizah kitabımın hikayesi şaşırtıcıdır, çünkü bu kitap ve konuşan ofli hoca artık benim yazdığım bir eser olmaktan çıkıp anonimleşti. Ne demek anonimleşmek. Halkın ortamın genelin kitlenin malı oldu ama en önemlisi Ofli hoca isminin deyiminin kavramının benim ürettiğim yani bir yazarı olduğu bilinmiyor. Bu bir kitap için mucizevi bir başarıdır, çünkü, kitabı yazıyorsunuz ve halk öyle benimsiyor ki artık onun yazarı ya da bir yazarı olduğu dahi düşünülmeden kullanılıyor. Bir bilim adamı ya da sıradan kahvedeki bir insan dahi bugün gündelik hayatında bir ofli hoca fıkrası bilir ve anlatır.


Ofli hocanın bu kadar yaygın şöhreti beni hem sevindirdi hem de kızdırdı. Çünkü halkın bu ismin bir mizah kahramanı yani benim yazdığım bir mizah kitabının ismi olduğunu bilmemesi normaldir, ancak, kendine folklorcü halkbilimci ya da yerel kültür üzerine kitap yazanlar dahi, sanki ben kaleme almadan önce bir ofli hoca kahramanı varmış gibi bir ofli hoca ismini kullanılıyorlar ve kitap yazarından hiç bahsetmiyorlar. Üstelik Ofli hocayı seviyorlar ve ofli hoca fıkralarını kullanıyorlar ve bunun otantik yerel geleneksel ve anonim bir değer olduğunu sanıyorlar. Oysa Ofli hoca kitabını ben kaleme almadan önce Türk matbuatında Ofli hoca diye bir şey yoktu, bir Mehmet Akif Ersoy"un OFli bir hocanın İstanbul"da saray kapısındaki yalnızlığını anlatan bir şiirini hatırlıyorum, başka yok, başkasıbir "laz hoca" deyimi geçer.

Ben yani Nihat Genç, Trabzon"u futbol fındık horon diye bilinen kültürü ve anlatılan tüm fıkraların Temel Asiye etrafında döndüğünü çoçukluk yıllarımdan beri biliyor, bir eksiklik görüyordum. Bu eksiklik şuydu, Artık Nasreddin Hoca ve Bektaşiler yaşamıyor, yani, Nasreddin hocanın bir apartmanla ya da mini etekli kızla karşılaşma şansı yoktu, Bektaşi"nin de öyle. Oysa batılılaşmayla birlikte ikiyüzyıldır ülkemize batılı adetler kavramlar objeler girmekte ve bu ülkenin direncini gösteren bir yığın sıkı çatışmalar olmakta. Mesela trafik, mesela yeni üniversiteler.. Her ülke dışardan gelene kısmen karşı koyar kısmen kabullenir, ama, doğu ve batılı değerler arasında sıkı bir çatışma ortaya çıkar, işte bu çatışmanın ürünü bir yığın mizahi edebi ürün ortaya çıkar. Ben Ofli hocayı bu yüzden devreye soktum. Birçok arkadaşım benim sıkı romanlar yazmamı mizahla uğraşmamamı, çünkü mizahin avami olduğunu bana anlatmaya çalıştı, hatta, şair Ece Ayhan OFli hocayı kaleme almamı yakıştırmadı. Bense bu ülke insanıyla kitlelerle halkla Orhan Kemal gibi Aziz Nesin gibi rahat konuşmanın yollarını arıyordum, yani, sıkı bir edebiyatçı olmadan önce çeşitli toplum katmanlarının ortaokul talebesinden nineye kadar insanların estetik düşünsel eğlenme zevklerine karışmak müdahale etmek istiyordum. OFli hoca bir halk kahramanı, dil sürçmeleri, yanlışlıkları, aceleyle konuşmasının ve parlayan öfkelerinin getirdiği mizahi unsurlar başta olmak üzere zekası yani filozofisiyle bazen bir felfeciden daha zeki sorunlar üzerine gitmesi onu kitlelere sevdirdi. Ve bugün Temel Asiye fıkralarının yanında yeni bir başlık açıldı ve Ofli hoca diye bir mizah kahramanı anonimleşerek halkın beğenisi kabulu onayıyla hayatına başladı. Artık onu benim yazmış olmam önem taşımıyor, çünkü, artık benim koyduğum bu başlık dışında bir sürü, oldu olmadı tutdu tutmadı ofli hoca fıkraları anlatılıyor.. Ofli hoca kapalı bir toplum içinde yani köy cemaatine konuşur ve konuştuğu kitleyi birebir yüzyüze tanıdığı için yerine ve zamanına göre konuşmayı bilir. Kapalı toplum ya da cemaat içinde ya da kahve önünde yapılan erkek muhabbeti şehre, genele, insan içine çıktığında durum tamamen değişir, bu değişen durumları toplumun kaldırması zordur. Bugün sekiz asır geçmesine rağmen Köy kahveleri ve köy odalarında anlatılan yüzlerce Nasreddin Hoca fıkrası şehire sızmamış ve bizler bu fıkraları bilmiyoruz, çünkü dar alanda bilinen yüzler içinde söylenmişti, bu yüzden Pertev Naili bu fıkraları topladığında herkes şaşırdı ve bunlar Nasreddin Hoca"nın olamaz diye itiraz edilmişti.. Oysa halk, benimsediği şehirleştirdiği estetize ettiği bir beğeni törpüsünden geçirdiği fıkraları kabul ediyor, kahve ve köy odasının vahşi karanlık erkek kültürü içindeki fıkraların ağır cinsel temalarını hiç ama hiç sevmiyorduk. İşte ben Ofli hocanın müstehcen konuşmalarını kapalı alandan açık alana çıkartırken bu estetik tavrına çok dikkat edip ağır müstehcen temaları kelimelerin ve edebi dilin yardımıyla yumuşatıp herkesin sevebileceği kabul edebileceği bir kıvama getirmek için çalıştım. Her neyse, bugün mizah dünyamızda OFli hoca diye herkesin bildiği bir mizah kahramanı vardır ve bu kitabın yazarı bir edebiyatçı yazar olan Nihat Genç"tir. Bu kitap aşırı gerçekçi bir dille kaleme alınmıştır, yani, metni okuduğunuzda sanki bir teyp deşifresi intibaı yaratır, bu da edebi bir sanattır, kıçınızı yırtsanız yapmanız zordur. Edebi tadı ve kıvamı kelimelerle bulup metne cümlelere yerleştirmek gerçek bir sanattır.

Ofli hocayı ölümüme kadar az az da olsa yazmaya devam edeceğim,son hali,yani genişletilmiş son baskısı büyük boy Cadde Yayınları"ndan çıktı ve ilk altı sayfasını yeni yazdım. Ece Ayhan birgün bana şöyle bir şey demişti, Nihat bir şey yazacaksın o şeyi herkes ezberleyecek ve hafızasında tutacak, işte o zaman yazarsın. İlk gençlik yıllarımda bunu becerebilmek için çok halk hikayesi türkü halk deyimleri atasözleri alevi deyişleri Emrahları Karacaoğlanları okuyup durdum ve hala okumaktayım, çünkü geniş kitlelere halka bir şeyi anlatamıyorsanız siz o şeyi aslında bilmiyorsunuz demektir, işte OFli hocayla herkese birşeyi anlattığımı sanıyorum.

 

NOT: Nihat GENÇ bu değerlendirmeyi doğrudan doğruya www.nihat-genc.com'a üye olarak kendisi yazmıştır.


Facebook'ta Paylaş! Daha Fazla Kişi Görsün!

Facebook'ta Paylas!
Nihat GENÇ'i Twitter'da Takip Edin
Nihat GENÇ'i Facebook'ta Takip Edin